En sevdiğim videolardan biriyle size merhaba demek istedim, çünkü kim Mahmut Tuncer'le İbrahim Tatlıses'in sevgi dolu kucaklaşmasını izleyip de keyiflenmez? Bu tablo isot kokuyor, bu tablo çiğköftenin acısının diğer yandan sizi mutlu etmesi gibi mutlu ediyor...
Evet abarttım, neyse. Bu videoda Osman Yağmurdereli Mahmut Tuncer'i çağırmadan evvel bir girizgah yapıyor. Bir yerde diyor ki: "Geçenlerde bir grip atlattım. Orada dedim ki, bu dünyada hiçbir şey bir insanın dostuyla dargın kalmasına değmez." Bunu söylediğinde benim komiğime gitmişti, sanki çok daha ağır bir hastalık atlatmış da bu olaydan ibret almış gibi söylemesi. Ama birkaç gündür boğuştuğum ve beni yataklara düşüren hastalığım en az Osman Yağmurdereli kadar ibretkâr (bu kelimeyi salladım) bir insan haline getirdi beni. Ne düşünceler, ne tespitler, ne duygu selleri... Aman Allah. Bir de ööylece yatarken insanın düşünecek çok vakti oluyor. Düşünmeye son zamanlarda bool bool zaman ayırdığım bir gerçek ama işte ne bileyim, öyle yatıp kalınca daha başka oluyormuş. Allah tüm hastalara acil şifalar ve sabırlar versin. Sağlık elden gitmeden nasıl bir nimetin içinde olduğumuzu fark etmemiz ve gerçekten çok şükretmemiz gerekiyor. Bu hastalık bana koku ve tat duyularım olmadan hayattan zevk almamın ne kadar düşük yüzdelerde seyredeceğini fark ettirdi. Bademcik ameliyatı olduğumda da ilk kez yutkunmadan yaşamanın ne kadar zor olduğu üzerine düşünmüş ve çok şaşırmıştım; ne kadar çok şeyi yapabiliyoruz aslında. En beceriksiz hissettiğimiz zaman bile, fark etmeliyiz ki kendimiz hakkında bilinçli bir şekilde düşünebilme eylemimiz bile bir beceri, bir nimet. Şu yazıyı yazabilmemi sağlayan parmak hareketlerim, ekran üzerinde gezinen gözlerim, fonda çalan şarkıyı duyabilen kulaklarım... Hepsi için ayrı ayrı şükretmeliyim.
Şimdi başlığa dönecek olursak, İbrahim Tatlıses aslında burada çok güzel bir konuya değinmiş. Dünyaya gelmişsin madem, değer verip göndermiş seni Rabbim, niye dargın dargın duruyorsun? Doğduysan güzel bir şeyler yap, öyle küsüp de köşene çekilme. Buna can-ı gönülden katılıyorum. İnsan hayata darılınca hayat da "Ay sen darıldın mı, dur şimdi nasıl güneş açtırıyorum, her şeyi yoluna sokuyorum gör bak" demiyor. Sen darılıp kendini daralttığınla kalıyorsun, hayat işini yapıyor, olması gerektiği gibi akıp gidiyor her şey. Burada tabii ince bir nokta var, bence. Mutluluğun bir seçim olduğunu çoğu zaman için kabul edebilirim ama insanın hüznünü, üzüntüsünü, kırgınlığını, öfkesini dozunda bir şekilde yaşaması gerektiğini düşünüyorum. Bu sağlıklı ve insanî bir şey. Zamanında yaşamadığında, baskıladığında çok daha tazyikli bir şekilde geri dönüyor çünkü. Sadece önemli olan, olumsuz etiketleri hayatımıza yapıştırıp, bu modu bir alışkanlık haline getirip bu role bürünmemek bence. Arabesk takılan tipler var ya böyle, her an dertli, sürekli mutsuz, depresif. Neyle beslenirsen ona dönüşüyorsun.
2019 temennilerimin arasında güzelliklerle, sevgiyle, renklerle, iyilikle, doğallıkla, huzurla beslenmek var. Bunları kovalamak var, her neredelerse bıkmadan usanmadan. Sanat ekmek gibi, su gibi ihtiyaç duyduğum bir şey haline geldi birkaç senedir. Hep hayatımın içinde bir şekilde yer vermeye çalışıyorum ama son zamanlarda bu konuda aktif olmaya her şeyden çok ihtiyaç duyuyorum. Sergilere gitmeye çalışıyorum, iyi müzikler dinlemeye çalışıyorum. Kemanda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Suluboya yapıyorum zaman zaman, renklere inanılmaz ihtiyaç duyuyorum. Bu yol beni bir yere götürüyor, inşaallah güzelliklere, ışıldaklı bir şeylere götürüyordur. Karanlık, kasvetli işlerden ve insanlardan inanılmaz yoruldum çünkü. Hangimiz yorulmadık, farkındayım ama öyle bir noktadayım ki yaşadığım her olumsuz olay beni yaprak gibi titretiyor. Gücümü toplayabilmek için her zamankinden çok ihtiyaç duyuyorum içimdeki gücü, renkleri, ışığı ortaya çıkarmaya.
Kafam gibi, ruhum gibi karman çorman bir yazı oldu. Okuyabilenlere koca bir kupa sıcak çikolata hazırlamak istiyorum şu an. Yanına da kurabiye.
Huzur sizi çepeçevre sarsın, kendinizi çok sevin. Beni unutmayın, yine gelin. :')
Müzik gelsin dur, müziksiz olmaz:
Sara Naeini-Jane Maryam
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder